14 entry • 4585 görüntülenme • #spor
  1. fikrim çoktan netleşmiş bu konuda: ne yaparsan yap, vakit kazanamazsın. zamanı yöneten ölçütler dış değil iç dünyada. dış dünyaya çıkıp aramak nafile, herkes bunu önce dışarıda arıyor ama esas mesele şu: kendi içine bakan biri için zaman bir engel değil, akış. (bkz: stoa felsefesi)

  2. bu mesele üzerine yıllardır düşünüyorum, çünkü babam da bu konuyu açıp dururdu. küçükken hiç anlamazdım, sadece dinler ve geçerdim. büyüdükçe bir gün kendimi onun cümlelerini birebir aynı tonla söylerken yakaladım, o gün şok oldum. demek ki bazı şeyleri sadece yaşayarak öğreniyoruz. okumanın, anlatılanın yetmediği bir kısım var hayatta. şimdi düşününce o senelerin değeri çok büyükmüş, kıymetini bilemedim. yazdıkça toparlıyorum belki, kim bilir; ama bir şey kesin: bu konuyu küçük bir entry'ye sığdırmak haksızlık olur.

  3. kar yağdığı sabahlar bende çocukluk hatıralarını uyandırır. küçükken kara fanatiktim, ilk kar düştüğünde okulda otururken pencereden dışarıyı izler, ders aklımdan çıkardı. öğretmenim bir gün tahtaya kalktı, "bugün matematik yerine kar üzerine yazalım, bakalım kim ne hissediyor" dedi. tüm sınıf saatler boyunca yazdı. o yazılardan birkaçını hala saklıyorum, sandığın derinlerinde. büyüklerin küçükleri anlamak için bazen ders programını kıvırması gerekiyor. en güzel öğretmenler bunu yapanlar oluyor zaten.

    yağmurlu sokak

  4. üniversitedeki ilk yılımdı, kütüphanede sabaha kadar çalışıyordum sınavlar için. dışarıda yağmur vardı, içeride kalın halı ısıtıyordu. çok hatırlıyorum o günleri çünkü hayatımda ilk defa kendimi yetişkin gibi hissettim. babam aramıştı, telefonunda "biraz yorgun gibisin oğlum, fazla yorma kendini" demişti. o ana kadar yorgun olduğumu bile fark etmemiştim, ama onun bir cümlesiyle bütün kasların çözüldü. anladım ki sevgi bazen sadece doğru cümleyi söyleyebilmek, doğru zamanda. okul bitti, yıllar geçti, ama o cümle hala kulağımda.

"maraton hazırlığı" başlığına entry yaz

entry yazmak için giriş yap ya da yazar ol.

adam kesen sözlükşeyler

hepsi →