1. bunu daha önce de yazdım, tekrar yazıyorum çünkü tekrar gündeme geldi. (bkz: hatırlatma) gibi bir başlık var sözlükte, ona ekleyeceklerim de var aslında ama bugün burada yazmak istedim. konuyu görmezden gelmek istemiyorum, gözardı edilen sözler ile insanlar arasında bir uçurum açılıyor zamanla.

  2. okuyanın gözüne hitap etmek istemiyorum, dürüst yazıyorum: ben bu konuda hiç emin değilim. emin olduğum şeyler giderek azalıyor zaten ve bu beni rahatsız etmiyor. sözlük gibi yerler aslında ortak bir merak alanı; herkesin sertçe fikir sahibi olduğu bir yer değil, herkesin sorduğu bir yer.

  3. kısa bir hatırlatma: bu konuyu bir önceki yıl şu zamanlar yazmıştım. (bkz: yıldönümü) gibi tekrarlanan başlıklar oluyor sözlükte. yıllar geçtikçe aynı konuya geri dönmek artık bana ait olduğunu hissettiriyor. sözlük benim için kişisel bir günlüğe dönüştü zamanla.

  4. kısa olsun istiyorum ama olmuyor. çünkü bu konuyu kısa yazınca eksik kalıyor, uzun yazınca da kendi içimde bir tatmin oluyor. yazmak biraz da konuyu kendi başına ayrıştırma süreci sanırım. sözlüğün güzel yanı bu işte: yazarken düşüncen rafine oluyor, okuyucu olarak başkasının rafine düşüncelerini görüyorsun.

  5. müzik dinlemek benim için hep bir kaçış oldu. küçükken kasetler vardı, ortaokulda walkman aldım, lise ipodla geçti, üniversitede spotify çıktı. dinleme şekli değişti ama duygu hep aynı kaldı: bir şarkı çalmaya başlayınca etrafımdaki dünya bir an için duraklıyor. bazen bu bana yetiyor; günün stresinden 3 dakika için kaçmak hayatımı kurtarıyor demeyeyim ama gerçek anlamda iyi geliyor. hala plak çalar açıp eski albümleri dinliyorum, çünkü dijital ortam ne kadar pratik olursa olsun bir parça eksik bırakıyor.

    sabah masası

  6. anneannem ölmeden önce bana "hayatta en zoru kendine yalan söylememek" demişti. o zaman 14 yaşımdaydım ve bir tane bile yalan söylememiş olduğumu sanıyordum, dolayısıyla kelimenin ağırlığı anlamadan kulağımdan girdi diğer kulağımdan çıktı. 30'lu yaşlara gelince o cümle gerçek anlamıyla baştan aklımda belirdi. demek ki bazı sözler vakte ihtiyaç duyuyor, hemen anlaşılmıyor. ben hala onun bana bıraktığı cümleyi sindirmeye çalışıyorum, sanırım çok uzun sürecek. herkesin böyle bir cümlesi vardır mutlaka, eninde sonunda hayat ona getirir.

  7. şehirde yaşamanın hem güzel hem yorucu yanları var ama benim için en zoru her gün etrafımda binlerce yabancı yüz olmasına rağmen kimseye ulaşamamak. köyde büyüdüm, herkes herkesi tanırdı. şehre geldiğimde bunun avantaj olacağını sanıyordum, anonim olmak özgürlük gibi geliyordu. yıllar sonra anladım ki ben aslında o tanıdıklığa ihtiyacım varmış. şimdi bile mahallemde komşularımı çok seçmeden selam veriyorum. bir gün belki birinin hayatına dokunacak küçük bir an çıkıyor o selamlardan; hiç değilse umut.

    demli çay

"mesafe ile mücadele" başlığına entry yaz

entry yazmak için giriş yap ya da yazar ol.

yeni sözlükşeyler

hepsi →