kahve içerken yazıyorum bunu. üçüncü fincanım ve hâlâ uyandığımı söyleyemem ama aklım açık. konunun şahsi yanı bu olsa gerek: anladığınız bir şey üzerine yazınca, anlamadığınızı görüyorsunuz. yazdıkça eksik kalan tarafı fark ediyor insan, ondan sonra entry'leri biraz daha derinleştirmek istiyor.
-
bu entry'yi şikayet et
-
üniversitedeki ilk yılımdı, kütüphanede sabaha kadar çalışıyordum sınavlar için. dışarıda yağmur vardı, içeride kalın halı ısıtıyordu. çok hatırlıyorum o günleri çünkü hayatımda ilk defa kendimi yetişkin gibi hissettim. babam aramıştı, telefonunda "biraz yorgun gibisin oğlum, fazla yorma kendini" demişti. o ana kadar yorgun olduğumu bile fark etmemiştim, ama onun bir cümlesiyle bütün kasların çözüldü. anladım ki sevgi bazen sadece doğru cümleyi söyleyebilmek, doğru zamanda. okul bitti, yıllar geçti, ama o cümle hala kulağımda.
bu entry'yi şikayet et
