kahve içerken yazıyorum bunu. üçüncü fincanım ve hâlâ uyandığımı söyleyemem ama aklım açık. konunun şahsi yanı bu olsa gerek: anladığınız bir şey üzerine yazınca, anlamadığınızı görüyorsunuz. yazdıkça eksik kalan tarafı fark ediyor insan, ondan sonra entry'leri biraz daha derinleştirmek istiyor.
-
bu entry'yi şikayet et
-
fikrim çoktan netleşmiş bu konuda: ne yaparsan yap, vakit kazanamazsın. zamanı yöneten ölçütler dış değil iç dünyada. dış dünyaya çıkıp aramak nafile, herkes bunu önce dışarıda arıyor ama esas mesele şu: kendi içine bakan biri için zaman bir engel değil, akış. (bkz: stoa felsefesi)
bu entry'yi şikayet et -
kısa olsun istiyorum ama olmuyor. çünkü bu konuyu kısa yazınca eksik kalıyor, uzun yazınca da kendi içimde bir tatmin oluyor. yazmak biraz da konuyu kendi başına ayrıştırma süreci sanırım. sözlüğün güzel yanı bu işte: yazarken düşüncen rafine oluyor, okuyucu olarak başkasının rafine düşüncelerini görüyorsun.
bu entry'yi şikayet et -
bunu daha önce de yazdım, tekrar yazıyorum çünkü tekrar gündeme geldi. (bkz: hatırlatma) gibi bir başlık var sözlükte, ona ekleyeceklerim de var aslında ama bugün burada yazmak istedim. konuyu görmezden gelmek istemiyorum, gözardı edilen sözler ile insanlar arasında bir uçurum açılıyor zamanla.
bu entry'yi şikayet et -
bunu daha önce de yazdım, tekrar yazıyorum çünkü tekrar gündeme geldi. (bkz: hatırlatma) gibi bir başlık var sözlükte, ona ekleyeceklerim de var aslında ama bugün burada yazmak istedim. konuyu görmezden gelmek istemiyorum, gözardı edilen sözler ile insanlar arasında bir uçurum açılıyor zamanla.
bu entry'yi şikayet et

