kahve içerken yazıyorum bunu. üçüncü fincanım ve hâlâ uyandığımı söyleyemem ama aklım açık. konunun şahsi yanı bu olsa gerek: anladığınız bir şey üzerine yazınca, anlamadığınızı görüyorsunuz. yazdıkça eksik kalan tarafı fark ediyor insan, ondan sonra entry'leri biraz daha derinleştirmek istiyor.
-
bu entry'yi şikayet et
-
yıllar boyunca bu konuda yanıldığımı düşündüğümü hatırlıyorum. son birkaç yıldır ise emin değilim, belki de o zaman haklıydım. herkes bir şekilde haklı oluyor sanırım, yeter ki tutarlı durmaya devam et. tutarlılık zekanın olmazsa olmazıdır çünkü.
bu entry'yi şikayet et -
bu konuyu hep merak ederdim, sonunda burada yazmak güzel. yıllar boyunca biriken küçük gözlemlerin bir araya gelmesi gerçekten enteresan bir şey ortaya çıkarıyor. arkadaşlarımla konuşurken hep aynı temayı dönüp dolaşıp anlatırım, çünkü içimde tutmak istemiyorum aslında. sözlük gibi mekanlar bu nedenle çok kıymetli; insanlar adları bilinmese bile kendi içlerinden gelen bir samimiyetle yazıyorlar.
bu entry'yi şikayet et -
ne zaman bu konu açılsa, kişisel bir anım canlanır. lise yıllarımda en yakın arkadaşımla konuşurken yapmıştık aslında benzer bir tartışmayı. (bkz: yıllar geçti) o günler geride kaldı ama o tartışma hâlâ yaşıyor zihnimde. demek ki bazı konular asla bitmiyor, sadece formdan forma giriyor.
bu entry'yi şikayet et -
bunu daha önce de yazdım, tekrar yazıyorum çünkü tekrar gündeme geldi. (bkz: hatırlatma) gibi bir başlık var sözlükte, ona ekleyeceklerim de var aslında ama bugün burada yazmak istedim. konuyu görmezden gelmek istemiyorum, gözardı edilen sözler ile insanlar arasında bir uçurum açılıyor zamanla.
bu entry'yi şikayet et -
kısa bir hatırlatma: bu konuyu bir önceki yıl şu zamanlar yazmıştım. (bkz: yıldönümü) gibi tekrarlanan başlıklar oluyor sözlükte. yıllar geçtikçe aynı konuya geri dönmek artık bana ait olduğunu hissettiriyor. sözlük benim için kişisel bir günlüğe dönüştü zamanla.
bu entry'yi şikayet et -
okuyanın gözüne hitap etmek istemiyorum, dürüst yazıyorum: ben bu konuda hiç emin değilim. emin olduğum şeyler giderek azalıyor zaten ve bu beni rahatsız etmiyor. sözlük gibi yerler aslında ortak bir merak alanı; herkesin sertçe fikir sahibi olduğu bir yer değil, herkesin sorduğu bir yer.
bu entry'yi şikayet et -
kısa olsun istiyorum ama olmuyor. çünkü bu konuyu kısa yazınca eksik kalıyor, uzun yazınca da kendi içimde bir tatmin oluyor. yazmak biraz da konuyu kendi başına ayrıştırma süreci sanırım. sözlüğün güzel yanı bu işte: yazarken düşüncen rafine oluyor, okuyucu olarak başkasının rafine düşüncelerini görüyorsun.
bu entry'yi şikayet et -
ailem hiç anlamadı bu konuyu, ama yıllar geçtikçe ben anlamaya başladım. büyüdükçe insan kendi geçmişine farklı bir gözle bakıyor. çocukluğumda ne kadar haklı olduğumu sandığım pek çok şey, şimdi düşününce o kadar da doğru değilmiş. olgunluk bunu fark etmek olsa gerek.
bu entry'yi şikayet et -
ne zaman bu konu açılsa, kişisel bir anım canlanır. lise yıllarımda en yakın arkadaşımla konuşurken yapmıştık aslında benzer bir tartışmayı. (bkz: yıllar geçti) o günler geride kaldı ama o tartışma hâlâ yaşıyor zihnimde. demek ki bazı konular asla bitmiyor, sadece formdan forma giriyor.
bu entry'yi şikayet et