bunu daha önce de yazdım, tekrar yazıyorum çünkü tekrar gündeme geldi. (bkz: hatırlatma) gibi bir başlık var sözlükte, ona ekleyeceklerim de var aslında ama bugün burada yazmak istedim. konuyu görmezden gelmek istemiyorum, gözardı edilen sözler ile insanlar arasında bir uçurum açılıyor zamanla.
-
bu entry'yi şikayet et
-
yıllar boyunca bu konuda yanıldığımı düşündüğümü hatırlıyorum. son birkaç yıldır ise emin değilim, belki de o zaman haklıydım. herkes bir şekilde haklı oluyor sanırım, yeter ki tutarlı durmaya devam et. tutarlılık zekanın olmazsa olmazıdır çünkü.
bu entry'yi şikayet et -
kahve içerken yazıyorum bunu. üçüncü fincanım ve hâlâ uyandığımı söyleyemem ama aklım açık. konunun şahsi yanı bu olsa gerek: anladığınız bir şey üzerine yazınca, anlamadığınızı görüyorsunuz. yazdıkça eksik kalan tarafı fark ediyor insan, ondan sonra entry'leri biraz daha derinleştirmek istiyor.
bu entry'yi şikayet et -
bu konuyu hep merak ederdim, sonunda burada yazmak güzel. yıllar boyunca biriken küçük gözlemlerin bir araya gelmesi gerçekten enteresan bir şey ortaya çıkarıyor. arkadaşlarımla konuşurken hep aynı temayı dönüp dolaşıp anlatırım, çünkü içimde tutmak istemiyorum aslında. sözlük gibi mekanlar bu nedenle çok kıymetli; insanlar adları bilinmese bile kendi içlerinden gelen bir samimiyetle yazıyorlar.
bu entry'yi şikayet et -
geçen hafta tatilden döndüm. yolda gelirken bu meseleyle ilgili uzun uzun düşündüm. otobüsün arka koltuğunda kulaklığım takılı, dışarıyı izleyerek anladım ki sözlük entryleri benim için bir tür dış ses gibi çalışıyor: kendi yargılarımı sınamak için. kimseye söylemediğim bir şey olduğunda yine de buraya yazıyorum sanırım. (bkz: anonim itiraf)
bu entry'yi şikayet et -
kahve içerken yazıyorum bunu. üçüncü fincanım ve hâlâ uyandığımı söyleyemem ama aklım açık. konunun şahsi yanı bu olsa gerek: anladığınız bir şey üzerine yazınca, anlamadığınızı görüyorsunuz. yazdıkça eksik kalan tarafı fark ediyor insan, ondan sonra entry'leri biraz daha derinleştirmek istiyor.
bu entry'yi şikayet et -
kahve içerken yazıyorum bunu. üçüncü fincanım ve hâlâ uyandığımı söyleyemem ama aklım açık. konunun şahsi yanı bu olsa gerek: anladığınız bir şey üzerine yazınca, anlamadığınızı görüyorsunuz. yazdıkça eksik kalan tarafı fark ediyor insan, ondan sonra entry'leri biraz daha derinleştirmek istiyor.
bu entry'yi şikayet et -
bu konuyu hep merak ederdim, sonunda burada yazmak güzel. yıllar boyunca biriken küçük gözlemlerin bir araya gelmesi gerçekten enteresan bir şey ortaya çıkarıyor. arkadaşlarımla konuşurken hep aynı temayı dönüp dolaşıp anlatırım, çünkü içimde tutmak istemiyorum aslında. sözlük gibi mekanlar bu nedenle çok kıymetli; insanlar adları bilinmese bile kendi içlerinden gelen bir samimiyetle yazıyorlar.
bu entry'yi şikayet et -
yıllarca kütüphanede çalıştım, ders verdim, kitap yazdım — ama bu konuda hiçbir akademik kaynak benim deneyimimi tam karşılayamadı. çünkü bu konunun bilgi tarafı kolay, asıl zor olan hissetme tarafı. birine "şöyle hisset" diyemiyorsun. kendin yaşamadan, dışarıdan biri sana anlatamaz. son birkaç yıldır öğrencilerime tavsiyem hep aynı oldu: kitabı kapat, dışarı çık, bir hafta sonra geri dön. yaşamadan öğrenilen şeyler insanı bir yerden öteye taşımıyor; sadece kendini bilmiş gibi gösteriyor. fark ettim ki olgunluğun en büyük testi alçakgönüllülük.
bu entry'yi şikayet et
