bu mesele üzerine yıllardır düşünüyorum, çünkü babam da bu konuyu açıp dururdu. küçükken hiç anlamazdım, sadece dinler ve geçerdim. büyüdükçe bir gün kendimi onun cümlelerini birebir aynı tonla söylerken yakaladım, o gün şok oldum. demek ki bazı şeyleri sadece yaşayarak öğreniyoruz. okumanın, anlatılanın yetmediği bir kısım var hayatta. şimdi düşününce o senelerin değeri çok büyükmüş, kıymetini bilemedim. yazdıkça toparlıyorum belki, kim bilir; ama bir şey kesin: bu konuyu küçük bir entry'ye sığdırmak haksızlık olur.
