arkadaş çevresi tarafından beğenilmeyen partner
sözlüğe ilk yazdığım entrylerden biri buydu sanırım. (bkz: hafıza yanılsaması) gibi ilk başlıklarımdan biri olmuştu. yıllar geçti, hâlâ aynı şeyleri yazıyorum aslında ama her seferinde biraz
KEŞİF
sözlüğe ilk yazdığım entrylerden biri buydu sanırım. (bkz: hafıza yanılsaması) gibi ilk başlıklarımdan biri olmuştu. yıllar geçti, hâlâ aynı şeyleri yazıyorum aslında ama her seferinde biraz
geçen hafta birinin bana anlattığı bir şeyle bağlantılı bunlar. konuyu açtığında önce gülümsedim, sonra ciddileştim. her şeyin nedeni bu mu acaba diye düşünmeye başladım. uzun yıllar süren b
tartışmalı bir mesele. ben tarafsız olmaya çalışıyorum genelde ama bu konuda fikrim çoktan netleşmiş durumda: insan kendisinin farkına vardığı oranda gerçektir. geri kalanı sadece dış görünü
uzun bir cevap olacak ama merak edenler için: bu mesele aslında çok eski. romalılar bile bunun üzerine düşünmüş, eski yunanda da geçer. (bkz: stoa) felsefesi mesela. kısacası, modern hayatım
tartışmalı bir mesele. ben tarafsız olmaya çalışıyorum genelde ama bu konuda fikrim çoktan netleşmiş durumda: insan kendisinin farkına vardığı oranda gerçektir. geri kalanı sadece dış görünü
biraz mizahi yaklaşayım. çünkü her şeyi ciddi anlatmak insanın canını sıkıyor bir süre sonra. ben de sıkıldım. konunun esprisi şuydu aslında: insan kendi kendine kalınca farklı oluyor. bun