şarkı dinleyerek yazmak
şehirde yaşamanın hem güzel hem yorucu yanları var ama benim için en zoru her gün etrafımda binlerce yabancı yüz olmasına rağmen kimseye ulaşamamak. köyde büyüdüm, herkes herkesi tanırdı.
KEŞİF
şehirde yaşamanın hem güzel hem yorucu yanları var ama benim için en zoru her gün etrafımda binlerce yabancı yüz olmasına rağmen kimseye ulaşamamak. köyde büyüdüm, herkes herkesi tanırdı.
bu mesele üzerine yıllardır düşünüyorum, çünkü babam da bu konuyu açıp dururdu. küçükken hiç anlamazdım, sadece dinler ve geçerdim. büyüdükçe bir gün kendimi onun cümlelerini birebir aynı to
anneannem ölmeden önce bana "hayatta en zoru kendine yalan söylememek" demişti. o zaman 14 yaşımdaydım ve bir tane bile yalan söylememiş olduğumu sanıyordum, dolayısıyla kelimenin
kar yağdığı sabahlar bende çocukluk hatıralarını uyandırır. küçükken kara fanatiktim, ilk kar düştüğünde okulda otururken pencereden dışarıyı izler, ders aklımdan çıkardı. öğretmenim bir g
müzik dinlemek benim için hep bir kaçış oldu. küçükken kasetler vardı, ortaokulda walkman aldım, lise ipodla geçti, üniversitede spotify çıktı. dinleme şekli değişti ama duygu hep aynı kal
geçen ay tatildeyken bir akşam sahildeki kahvede oturuyordum. yan masada yaşı 70'lere yaklaşmış bir adam ve eşi vardı, sessizce çay içiyorlardı. ben de hep yaptığım gibi insanları izl
bunu pek kimse anlamaz ama hayatın sürpriz yanı genelde hiç beklemediğin köşelerde durur. ben bu konuda çok zar attım, çoğunu kaybettim. ama bir gün, on yıl önce, hiç tanışmadığım birinin ma
lise yıllarımda en yakın arkadaşım vardı, ikimiz de matematik fanatiğiydik. sabaha kadar problem çözer, sonra okula sersem giderdik. yıllar geçti, o akademisyen oldu, ben başka bir yola sa
bunu pek kimse anlamaz ama hayatın sürpriz yanı genelde hiç beklemediğin köşelerde durur. ben bu konuda çok zar attım, çoğunu kaybettim. ama bir gün, on yıl önce, hiç tanışmadığım birinin ma
ailem hiç anlamadı bu konuyu, ama yıllar geçtikçe ben anlamaya başladım. büyüdükçe insan kendi geçmişine farklı bir gözle bakıyor. çocukluğumda ne kadar haklı olduğumu sandığım pek çok şey,
kahve içerken yazıyorum bunu. üçüncü fincanım ve hâlâ uyandığımı söyleyemem ama aklım açık. konunun şahsi yanı bu olsa gerek: anladığınız bir şey üzerine yazınca, anlamadığınızı görüyorsunuz
geçen hafta tatilden döndüm. yolda gelirken bu meseleyle ilgili uzun uzun düşündüm. otobüsün arka koltuğunda kulaklığım takılı, dışarıyı izleyerek anladım ki sözlük entryleri benim için bir