kısa olsun istiyorum ama olmuyor. çünkü bu konuyu kısa yazınca eksik kalıyor, uzun yazınca da kendi içimde bir tatmin oluyor. yazmak biraz da konuyu kendi başına ayrıştırma süreci sanırım. sözlüğün güzel yanı bu işte: yazarken düşüncen rafine oluyor, okuyucu olarak başkasının rafine düşüncelerini görüyorsun.
-
bu entry'yi şikayet et
-
sabahleyin uyandığımda bir an için bu konuyu düşündüm. henüz uykunun kırıntıları gözümdeydi ama net görüyordum: olay aslında çok basit, sadece doğru zamana ve doğru kişiye denk gelmek gerekiyor. (bkz: zamanlama) konusunda zaten yazdıklarımı bilen vardır. herkesin kendi macerası kendine ama bu mesele sanırım evrenseldir.
bu entry'yi şikayet et -
üniversitedeki ilk yılımdı, kütüphanede sabaha kadar çalışıyordum sınavlar için. dışarıda yağmur vardı, içeride kalın halı ısıtıyordu. çok hatırlıyorum o günleri çünkü hayatımda ilk defa kendimi yetişkin gibi hissettim. babam aramıştı, telefonunda "biraz yorgun gibisin oğlum, fazla yorma kendini" demişti. o ana kadar yorgun olduğumu bile fark etmemiştim, ama onun bir cümlesiyle bütün kasların çözüldü. anladım ki sevgi bazen sadece doğru cümleyi söyleyebilmek, doğru zamanda. okul bitti, yıllar geçti, ama o cümle hala kulağımda.
bu entry'yi şikayet et