lise yıllarımda en yakın arkadaşım vardı, ikimiz de matematik fanatiğiydik. sabaha kadar problem çözer, sonra okula sersem giderdik. yıllar geçti, o akademisyen oldu, ben başka bir yola sapı
lise yıllarımda en yakın arkadaşım vardı, ikimiz de matematik fanatiğiydik. sabaha kadar problem çözer, sonra okula sersem giderdik. yıllar geçti, o akademisyen oldu, ben başka bir yola sapıştım. iki yılda bir falan görüşürüz, ama her görüşmemizde sanki yıllar geçmemiş gibi konuya kaldığımız yerden devam ederiz. iyi bir arkadaşlık böyle bir şey sanırım: zamana karşı dayanıklı. günümüzde sosyal medyada "arkadaş" sayılan binlerce isim arasında gerçekten yıllara dayanacak kaç tanesi var, bunu hep merak ederim. dışarı çıkıp birinin gözünün içine bakmadan arkadaşlık olmaz herhalde.
kahve içme tutkum 25 yaşımdan sonra başladı, öncesinde hiç sevmezdim. ilk fincan acı geldi, ikinci fincan tahammül edilebilirdi, üçüncüsünde fark ettim ki kahve aslında insanı kafa olarak de
üniversitedeki ilk yılımdı, kütüphanede sabaha kadar çalışıyordum sınavlar için. dışarıda yağmur vardı, içeride kalın halı ısıtıyordu. çok hatırlıyorum o günleri çünkü hayatımda ilk defa ken
babamla 10 yıldır görüşmüyorduk, geçen yıl tesadüfen aynı şehirde olduğumuzu duyduk. önce telefonda konuştuk, sonra bir kahvede buluştuk. yan yana oturduk, yarım saat sustuk. ne ondan ne b