kapadokyada açık hava konseri anısı
eski dosyalarımı temizliyordum geçen hafta, 2008'den kalma bir not defteri buldum. içinde lise son sınıfta yazdığım üç dört sayfalık bir şey vardı, o zamanın aşkıma. okurken kıpkırmız
KEŞİF
eski dosyalarımı temizliyordum geçen hafta, 2008'den kalma bir not defteri buldum. içinde lise son sınıfta yazdığım üç dört sayfalık bir şey vardı, o zamanın aşkıma. okurken kıpkırmız
fikrim çoktan netleşmiş bu konuda: ne yaparsan yap, vakit kazanamazsın. zamanı yöneten ölçütler dış değil iç dünyada. dış dünyaya çıkıp aramak nafile, herkes bunu önce dışarıda arıyor ama es
ailem hiç anlamadı bu konuyu, ama yıllar geçtikçe ben anlamaya başladım. büyüdükçe insan kendi geçmişine farklı bir gözle bakıyor. çocukluğumda ne kadar haklı olduğumu sandığım pek çok şey,
geçen hafta tatilden döndüm. yolda gelirken bu meseleyle ilgili uzun uzun düşündüm. otobüsün arka koltuğunda kulaklığım takılı, dışarıyı izleyerek anladım ki sözlük entryleri benim için bir
kahve içerken yazıyorum bunu. üçüncü fincanım ve hâlâ uyandığımı söyleyemem ama aklım açık. konunun şahsi yanı bu olsa gerek: anladığınız bir şey üzerine yazınca, anlamadığınızı görüyorsunuz
bunu daha önce de yazdım, tekrar yazıyorum çünkü tekrar gündeme geldi. (bkz: hatırlatma) gibi bir başlık var sözlükte, ona ekleyeceklerim de var aslında ama bugün burada yazmak istedim. konu
biraz mizahi yaklaşayım. çünkü her şeyi ciddi anlatmak insanın canını sıkıyor bir süre sonra. ben de sıkıldım. konunun esprisi şuydu aslında: insan kendi kendine kalınca farklı oluyor. bun
tartışmalı bir mesele. ben tarafsız olmaya çalışıyorum genelde ama bu konuda fikrim çoktan netleşmiş durumda: insan kendisinin farkına vardığı oranda gerçektir. geri kalanı sadece dış görünü
geçen hafta birinin bana anlattığı bir şeyle bağlantılı bunlar. konuyu açtığında önce gülümsedim, sonra ciddileştim. her şeyin nedeni bu mu acaba diye düşünmeye başladım. uzun yıllar süren b
biraz mizahi yaklaşayım. çünkü her şeyi ciddi anlatmak insanın canını sıkıyor bir süre sonra. ben de sıkıldım. konunun esprisi şuydu aslında: insan kendi kendine kalınca farklı oluyor. bun