bu mesele üzerine yıllardır düşünüyorum, çünkü babam da bu konuyu açıp dururdu. küçükken hiç anlamazdım, sadece dinler ve geçerdim. büyüdükçe bir gün kendimi onun cümlelerini birebir aynı to
bu mesele üzerine yıllardır düşünüyorum, çünkü babam da bu konuyu açıp dururdu. küçükken hiç anlamazdım, sadece dinler ve geçerdim. büyüdükçe bir gün kendimi onun cümlelerini birebir aynı tonla söylerken yakaladım, o gün şok oldum. demek ki bazı şeyleri sadece yaşayarak öğreniyoruz. okumanın, anlatılanın yetmediği bir kısım var hayatta. şimdi düşününce o senelerin değeri çok büyükmüş, kıymetini bilemedim. yazdıkça toparlıyorum belki, kim bilir; ama bir şey kesin: bu konuyu küçük bir entry'ye sığdırmak haksızlık olur.
anneannem ölmeden önce bana "hayatta en zoru kendine yalan söylememek" demişti. o zaman 14 yaşımdaydım ve bir tane bile yalan söylememiş olduğumu sanıyordum, dolayısıyla kelimenin
lise yıllarımda en yakın arkadaşım vardı, ikimiz de matematik fanatiğiydik. sabaha kadar problem çözer, sonra okula sersem giderdik. yıllar geçti, o akademisyen oldu, ben başka bir yola sapı
iki sene önce bir konferansta tanıştığım biri vardı, ismini bile hatırlamıyorum şimdi ama bana söylediği şey hala aklımda. dedi ki: "hayatta neyin önemli olduğunu, neyin olmadığını ayır