lise yıllarımda en yakın arkadaşım vardı, ikimiz de matematik fanatiğiydik. sabaha kadar problem çözer, sonra okula sersem giderdik. yıllar geçti, o akademisyen oldu, ben başka bir yola sapı
lise yıllarımda en yakın arkadaşım vardı, ikimiz de matematik fanatiğiydik. sabaha kadar problem çözer, sonra okula sersem giderdik. yıllar geçti, o akademisyen oldu, ben başka bir yola sapıştım. iki yılda bir falan görüşürüz, ama her görüşmemizde sanki yıllar geçmemiş gibi konuya kaldığımız yerden devam ederiz. iyi bir arkadaşlık böyle bir şey sanırım: zamana karşı dayanıklı. günümüzde sosyal medyada "arkadaş" sayılan binlerce isim arasında gerçekten yıllara dayanacak kaç tanesi var, bunu hep merak ederim. dışarı çıkıp birinin gözünün içine bakmadan arkadaşlık olmaz herhalde.
anneannem ölmeden önce bana "hayatta en zoru kendine yalan söylememek" demişti. o zaman 14 yaşımdaydım ve bir tane bile yalan söylememiş olduğumu sanıyordum, dolayısıyla kelimenin
iki sene önce bir konferansta tanıştığım biri vardı, ismini bile hatırlamıyorum şimdi ama bana söylediği şey hala aklımda. dedi ki: "hayatta neyin önemli olduğunu, neyin olmadığını ayır
üniversitedeki ilk yılımdı, kütüphanede sabaha kadar çalışıyordum sınavlar için. dışarıda yağmur vardı, içeride kalın halı ısıtıyordu. çok hatırlıyorum o günleri çünkü hayatımda ilk defa ken