yıllarca kütüphanede çalıştım, ders verdim, kitap yazdım — ama bu konuda hiçbir akademik kaynak benim deneyimimi tam karşılayamadı. çünkü bu konunun bilgi tarafı kolay, asıl zor olan hisse
yıllarca kütüphanede çalıştım, ders verdim, kitap yazdım — ama bu konuda hiçbir akademik kaynak benim deneyimimi tam karşılayamadı. çünkü bu konunun bilgi tarafı kolay, asıl zor olan hissetme tarafı. birine "şöyle hisset" diyemiyorsun. kendin yaşamadan, dışarıdan biri sana anlatamaz. son birkaç yıldır öğrencilerime tavsiyem hep aynı oldu: kitabı kapat, dışarı çık, bir hafta sonra geri dön. yaşamadan öğrenilen şeyler insanı bir yerden öteye taşımıyor; sadece kendini bilmiş gibi gösteriyor. fark ettim ki olgunluğun en büyük testi alçakgönüllülük.
anneannem ölmeden önce bana "hayatta en zoru kendine yalan söylememek" demişti. o zaman 14 yaşımdaydım ve bir tane bile yalan söylememiş olduğumu sanıyordum, dolayısıyla kelimenin
lise yıllarımda en yakın arkadaşım vardı, ikimiz de matematik fanatiğiydik. sabaha kadar problem çözer, sonra okula sersem giderdik. yıllar geçti, o akademisyen oldu, ben başka bir yola sapı
iki sene önce bir konferansta tanıştığım biri vardı, ismini bile hatırlamıyorum şimdi ama bana söylediği şey hala aklımda. dedi ki: "hayatta neyin önemli olduğunu, neyin olmadığını ayır