kar yağdığı sabahlar bende çocukluk hatıralarını uyandırır. küçükken kara fanatiktim, ilk kar düştüğünde okulda otururken pencereden dışarıyı izler, ders aklımdan çıkardı. öğretmenim bir g
kar yağdığı sabahlar bende çocukluk hatıralarını uyandırır. küçükken kara fanatiktim, ilk kar düştüğünde okulda otururken pencereden dışarıyı izler, ders aklımdan çıkardı. öğretmenim bir gün tahtaya kalktı, "bugün matematik yerine kar üzerine yazalım, bakalım kim ne hissediyor" dedi. tüm sınıf saatler boyunca yazdı. o yazılardan birkaçını hala saklıyorum, sandığın derinlerinde. büyüklerin küçükleri anlamak için bazen ders programını kıvırması gerekiyor. en güzel öğretmenler bunu yapanlar oluyor zaten.
anneannem ölmeden önce bana "hayatta en zoru kendine yalan söylememek" demişti. o zaman 14 yaşımdaydım ve bir tane bile yalan söylememiş olduğumu sanıyordum, dolayısıyla kelimenin
lise yıllarımda en yakın arkadaşım vardı, ikimiz de matematik fanatiğiydik. sabaha kadar problem çözer, sonra okula sersem giderdik. yıllar geçti, o akademisyen oldu, ben başka bir yola sapı
iki sene önce bir konferansta tanıştığım biri vardı, ismini bile hatırlamıyorum şimdi ama bana söylediği şey hala aklımda. dedi ki: "hayatta neyin önemli olduğunu, neyin olmadığını ayır