babamla 10 yıldır görüşmüyorduk, geçen yıl tesadüfen aynı şehirde olduğumuzu duyduk. önce telefonda konuştuk, sonra bir kahvede buluştuk. yan yana oturduk, yarım saat sustuk. ne ondan ne b
babamla 10 yıldır görüşmüyorduk, geçen yıl tesadüfen aynı şehirde olduğumuzu duyduk. önce telefonda konuştuk, sonra bir kahvede buluştuk. yan yana oturduk, yarım saat sustuk. ne ondan ne benden cümle çıkıyordu. sonra o, hep sevdiği şarkıyı mırıldanmaya başladı, ben aniden ağladım. iletişim her zaman cümle değildir; bazen ortak bir hatıra, yarım bir nakarat yeter. o gün babamla bütün kırgınlıklarımız çözülmedi tabii ama bir köprü kuruldu. zamana ve sabra ihtiyacımız var hepimizin.
anneannem ölmeden önce bana "hayatta en zoru kendine yalan söylememek" demişti. o zaman 14 yaşımdaydım ve bir tane bile yalan söylememiş olduğumu sanıyordum, dolayısıyla kelimenin
lise yıllarımda en yakın arkadaşım vardı, ikimiz de matematik fanatiğiydik. sabaha kadar problem çözer, sonra okula sersem giderdik. yıllar geçti, o akademisyen oldu, ben başka bir yola sapı
iki sene önce bir konferansta tanıştığım biri vardı, ismini bile hatırlamıyorum şimdi ama bana söylediği şey hala aklımda. dedi ki: "hayatta neyin önemli olduğunu, neyin olmadığını ayır